İTO Başkanı Avdagiç’den İstanbul’a özel teşvik paketi talebi

31 Mayıs 2022 35 views 0

Hannover Messe, 2019’dan sonra iki yıl sadece online ortamda düzenlendikten sonra bu yıl yeniden fiziki katılımla Almanya’nın Hannover kentinde başladı. Türkiye, ev sahibi Almanya’dan sonra fuarın 4’üncü büyük yabancı katılımcı ülkesi oldu. Yan sanayi, endüstri 4.0, enerji, yazılım, lojistik, hidrolik, pnomatik ve akışkan gücü gibi alanlarda öne çıkan Hannover Fuarı, bu yıl 73’üncü kez düzenleniyor. Fuarda İTO’nun düzenlediği ve 4 ayrı salona yayılan milli katılım alanında 49 firma bulunuyor. Ayrıca 45 firma da bireysel stantlarıyla Hannover Messe’deki yerini aldı.

Türkiye’nin bu yıl toplam 94 firma ile yerini aldığı Hannover Sanayi Fuarı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Odası olarak “Üreten Türkiye” mottosu doğrultusunda Hannover’e her daim çok önem verdiklerini söyledi.

Fuarın bu yıl dijitalleşme ve sürdürülebilirlik üzerine odaklandığını belirten Avdagiç, “Yarının endüstrisini yaratalım sloganı fuarın iddiasını gösteriyor. Gerçekten de dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, şirketleri ve endüstriyi dönüştürmek için anahtar konumunda. Dijitalleşmiş, iklim-zararsız ve sürdürülebilir değer zinciri Türkiye’de de tüm işletmelerimizin önem vermesi gereken bir alan.” değerlendirmesini yaptı.

İklim-nötr olmanın yolunun dijitalleşme, otomasyon ve yeşil enerjiden geçtiğini belirten Avdagiç, dünyada CO2 emisyonunu düşürmek için çok rekabetçi bir sürecin başladığına dikkat çekti.

Sanayide hidrojen enerjisinin konuşulmaya başladığını kaydeden Avdagiç, “Gerçeğe dönüşmeye aday rüyalardan biri de bu. Demir-çelik, petro-kimya, çimento gibi ağır endüstrilerde bu dönüşümün gerçekleşmesi enerji kaynaklı karbondioksit üretiminin yüzde 20’ye yakın aşağı çekilmesi sağlanabilir. Hannover Fuarı’nın ‘Sanayi Ülkesi Türkiye’nin gelişimi ve dönüşümü yolunda yeni kapılar açmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Yüksek teknolojiye dayalı ihracatı artırabilecek yegane altyapı İstanbul’da”

Avdagiç, İstanbul iş dünyasının Türkiye’nin milli hasılasının 3’te 1’ini, toplam vergi gelirlerinin yüzde 46’sını, toplam dış ticaretin yüzde 50’sini tek başına ürettiğine dikkat çeken Avdagiç, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşabilmesinin ancak katma değerli üretimin ihracat içindeki payının artırılmasıyla mümkün olacağını söyledi.

Türkiye’nin gerçekleştirdiği yüksek katma değerli ihracatın yaklaşık yüzde 70’inin İstanbul’dan yapıldığını vurgulayan Avdagiç, İstanbul’un aynı zamanda Türkiye’nin en çok yatırım çeken şehri olduğunu, yatırım teşvik belgelerinden İstanbul’un aldığı payın yüzde 14,3’e ulaşmış durumda olduğunu, 82 adet stratejik yatırımın 13’ün İstanbul’da bulunduğunu aktardı.

“Dolayısıyla kısa ve orta vadede yüksek teknolojiye dayalı ihracatı artırabilecek yegane altyapı İstanbul’da” diyen Avdagiç, devamında şunları kaydetti: “Türkiye’de yüksek katma değerli üretime dönük yeni bir hub oluşturmak için en kritik faktörün insan kaynağı olduğu da unutulmamalı. Bu anlamda İstanbul Türkiye’nin en nitelikli insan kaynağına sahip şehir. İstanbul’u teşvik etmek, Türkiye’yi teşvik etmektir. İstanbul’daki sanayi tesislerinin teknoloji geliştirme, katma değer artırma, kapasite büyütme, yeşil mutabakata uyum temalı yatırımlarının yoğun şekilde desteklenmesi için ‘İstanbul’a özel bir teşvik paketi’ hazırlanması yönünde talebimiz var. Halihazırda en gelişmiş bölge kategorisinde 1’inci bölgede yer alan İstanbul’da teşvik edilen sektörler son derece sınırlı. En son Ocak 2022’de açıklanan “İmalata Dayalı İthal İkamesi Destek Programı’nda dahi tüm Türkiye kapsama dahil edilirken, yalnızca İstanbul kapsam dışında bırakıldı. İstanbul’da var olan ve ihracata büyük katkı sağlayan, katma değeri yüksek sanayi yatırımlarını teşvik sisteminin dışında bırakmak, var olan kaynakların kullanılamamasına, kapasitenin arttırılamamasına, teknolojik dönüşümün sekteye uğramasına sebebiyet veriyor. Dolayısıyla bizim talebimiz, İstanbul’da, ekonominin denkleminden sanayiyi çıkarmak yerine bilakis, sanayinin finansmanını güçlendirecek yenilikçi uygulamaların hayata geçirilmesi.”

“Üreten Türkiye tablosu para politikalarının etkilerini artıracak”

2021’de 14 bin firmanın ilk defa ihracat yaptığına da işaret eden Şekib Avdagiç, “Pandeminin ilk günlerinden itibaren Türkiye’nin lojistik imkanları ön plana çıkmıştı. Bu noktada avantajımızı devam ettiriyoruz. İhracatımız arttıkça sanayimiz büyüyor, sanayimiz büyüdükçe ihracatımız artıyor. Üç aylık ihracatımız 60,2 milyar dolar. Son iki ayda sanayimizdeki büyüme yüzde 10,5. Kapasite kullanımı son 12 aylık dönemde yüzde 76-78 aralığında seyrediyor. Önümüzdeki süreçte dünyada ve Avrupa’da oluşabilecek bir resesyon, buradaki ivmelenmeyi kesintiye uğratabilir. Ancak her halükarda Türkiye’nin pandemi sürecindeki tedarikçi ülke kazanımlarını koruyacağını ve ibrenin hep yukarı yönlü olacağını düşünüyoruz.” dedi.

Yaşanılan enflasyonist baskının üretim imkânı ve kabiliyetlerini artıracak tedbirlerle aşılacağını söyleyen Avdagiç, “Üreten Türkiye tablosu para ve maliye politikalarının etkilerini artıracak, beklentileri iyileştirecek, dalgalanmaları dindirecek ve fiyatlama davranışlarını doğru yöne sevk edecektir.” ifadelerini kullandı.

Burada iki ayaklı bir stratejinin izlenmesi gerektiğini belirten Avdagiç, şunları söyledi: “Birincisi, var olan kapasitemizi yeni yatırımlarla büyütmek. Zira kapasite kullanım oranlarında yüzde 80’lere yaklaştık. İkincisi ise üretimde ve ihracatta, ileri teknoloji ürün gruplarının payını hızla artırabilmeye odaklanmalıyız. Türkiye’nin cari açık yerine sürdürülebilir boyutta cari fazlaya ulaşabilmesi için ihracat kaleminde hem menzil, hem de ürün bazında bir değişim yaşanmalı. Yakından tedarik sürecinin avantajını pandemi sürecinde deneyimledik. Önümüzdeki dönemde artık çok daha uzak menzillere ulaşabilmeliyiz. Türkiye’nin 2022 yılı stratejisi de menzili ve ürün gamını genişletme yönünde olmalı. Bu doğrultuda atılacak her adım cari fazlalı büyüme dönemine uzanan köprüye sağlam bir tuğla ekleyecektir.”

DİĞER GALERİLER