Enflasyon ve faiz ilişkisi

22 Ağustos 2021 4 views 0
reklam

Enflasyon fiyatların yükselmesi anlamına gelir. Pahalılık ise kişinin alım gücünün düşmesidir. Örneğin aylık 1,000 TL gelir sahibi bir kişi kilogramı 40 TL olan dana etinden 25 kilo alabiliyorken etin fiyatı 50 TL’ye çıkar ve kişinin geliri aynı kalırsa o kimse için pahalılık söz konusudur. Çünkü geliri artmamıştır ve zamdan önce 25 kilo et alabiliyorken zamdan sonra 20 kilo et alabilmektedir. Kişi için pahalılık gündeme gelecektir. Ancak ete gelen zamla birlikte kişinin geliri 1,400 TL’ye çıktı ise 1400 : 50 ­= 28 kilo et alabilecektir. Böyle bir kimse için ise pahalılıktan söz edilemez, enflasyon yükselmiştir.

Enflasyon ile faiz arasında ise direk bir ilişki söz konusudur. 12 Ağustos 2021 de yapılan T.C. Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu toplantısında politika faiz oranı değişmemiş, son Merkez Bankası Başkanlığı’nda yapılan beşinci toplantıda da nominal faiz oranı aynı kalmıştır.

Kamu ve özel bankalar, genellikle haftalık periyotlar halinde ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda Merkez Bankası’ndan para alımı yaparlar. İşte merkez bankasından para alan bankalar geri ödeme yaparken nominal faiz üzerinden değerlendirme yapılarak geri öderler. Şu anda geçerli olan nominal faiz oranı %19’dur.T.C. Merkez Bankası’ndan nominal faiz ödeyerek para alan kamu ve özel bankalar müşterilerine kredi vererek parayı satarlar ve aldıkları nominal faizin üzerine doğal olarak kar koymak zorundadırlar ki bankalar da para kazanabilsinler. Kamu ve özel bankaların kredi verirken uyguladıkları faize de nominal faiz denir. Genellikle nominal faiz politika faizinin 4/5 puan üzerindedir.

Politika faizi, iktisat kuralları gereği enflasyonun altında olamaz. Çünkü enflasyonun altında olursa ülkedeki iş insanları sürekli kredi kullanma eğilimine yönelirler. Ürettikleri veya ithalatını yaptıkları veya ticaretini yaptıkları ürünler enflasyon oranında fiyat artışına maruz kalacaktır. Yaptıkları zam oranı (enflasyon) kredi maliyetinden yüksek olduğu takdirde kendi sermayesinin getirisinden daha ucuz maliyetle kredi kullanabilecekleri olanaklı duruma gelir.

Geçtiğimiz ay (Temmuz 2021) TÜİK tarafından yıllık TÜFE enflasyon oranı 18,95 olarak açıklanmıştı. Bu oran nominal faiz oranıyla 0,05 kadar cüzi bir fark vardır. Dolayısıyla politika faizi düşürülemez. Düşmesi için enflasyonun da düşmesi gerekir.

Ancak ülkemizdeki mevcut ekonomik duruma göz atacak olursak: son yapılan ÖTV indirimi dikkate alındığında otomotiv fiyatlarının düşmesi enflasyonu da az da olsa düşürecektir. Bu tür fiyat azalması yapılacak ürünlerin devamı da gelebilir ve enflasyon düşebilir. Ancak o zaman politika faizleri de düşürülecek ve kredi maliyetleri düşecektir. Kredi maliyetlerinin düşmesi en çok üreticilerin işine yarayacaktır. Ürettikleri ürün daha ucuzlayacak, üretim miktarı da çoğalacağından halkın alım gücü yükselecek ve en önemlisi üretim çokluğu nedeniyle arz fazlası olacağından enflasyon da düşecektir. Enflasyonu düşürünce faizleri de düşürmek olağan duruma gelecektir. Burada en önemli konu ülkede kredi maliyetleri düştüğü zaman üretim hacmi artacak, devletin vergi gelirleri çoğalacak, işsizlik rakamları azalacak ve ihracat hızlı bir şekilde yükselişe geçecektir.

Anlatmaya çalıştığım gibi ekonomik olarak güç kazanmamızın temeli üretimdir. İhracat ülkeye döviz girdisi olarak geri dönecek merkez bankasının rezervleri çoğalacaktır. Diğer yandan cari açığımız azalmakla birlikte uluslararası piyasalarda ekonomik güven endeksimiz artacağından yurtdışı yatırımcıların gelmesi daha kolaylaşacaktır.

Politika faizi, enflasyon oranının altında kaldığında ise tasarruf sahipleri faizden çıkıp dövize yönelecektir. Çünkü doğal olarak kendilerine en çok getiri sağlayan faktörleri tercih edeceklerdir. Dövize olan talep çoğaldıkça da kurlar talep yoğunluğu nedeniyle artış eğilimine girecektir. Döviz kurlarının yükselmesi ihracatçının lehine gibi gözükse de uygulamada öyle değildir. Çünkü ülkemizde üretilen malların yarı mamul veya ara mallarının en az %40’ı ithal girdilerle sağlanmaktadır. Artan bu maliyetler üretim maliyetine yansıyacak ve enflasyona sebep olacaktır.

İthalatçı için ise döviz kurlarının yükselmesi tamamen olumsuz bir gelişmedir. Çünkü maliyetleri arttığı gibi artan maliyetleri mamul fiyatına yansıtacaklar bu da enflasyonun yükselmesine sebep olacaktır.

Merkez Bankası’nın temel görevi para dengesinin sağlanmasıdır. Bunu yaparken tabii ki enflasyon oranları önemlidir ve faizin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ekonomik olarak çok zor bir dönem yaşıyoruz. Terörle mücadele, korona virüs salgını, orman yangınları, sel felaketi gibi olumsuzluklar ister istemez bir takım ciddi sıkıntılar gerçekleşmektedir. Devlet bütçemizi olumsuz derecede etkilemiştir. Salgın nedeniyle yaklaşık bir buçuk yıldan bu yana Bu da enflasyonu artırabilir. Ancak hükümet diğer temel ihtiyaç ürünlerinde fiyat ayarlaması yaparak enflasyonu düşürme hedefiyle ilerleyecektir.

Murat AtakanDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
KÜLTÜR SANAT